Fotodinamik tedavi, ışığa duyarlı bir maddenin damar yoluyla vücuda verilmesi ve düşük enerjili, uzun dalga boyundaki bir lazer ışığıyla bu maddenin uyarılması prensibiyle uygulanan bir tedavi yöntemidir. Retinadaki bazı hastalıklarda, hedeflenen bölgedeki damarların seçici biçimde kapatılması amacıyla kullanılır. Bu yazıda fotodinamik tedavinin ne olduğunu, hangi hastalıklarda uygulandığını, nasıl yapıldığını ve sonrasında nelere dikkat edilmesi gerektiğini bulacaksınız.
Fotodinamik tedavi nedir, amacı nedir?
Fotodinamik tedavide iki bileşen bir arada çalışır: ışığa duyarlı bir madde ve bu maddeyi uyaran özel bir lazer ışığı. Madde tek başına ya da lazer tek başına istenen etkiyi oluşturmaz; etki, ikisinin buluştuğu noktada ortaya çıkar.
Yöntemin amacı, çevre dokulara zarar vermeden yalnızca hedeflenen bölgedeki damarları tıkayarak tedaviyi uygulamaktır. Yakıcı bir etki yaratmadan ve geniş bir doku alanını tahrip etmeden dokunun bütünlüğünü mümkün olduğunca korumak esastır. Bu seçicilik, yöntemin en önemli özelliğidir.
Bu tedavi dünyada ilk kez 2000 yılında uygulanmaya başlanmış ve o tarihten bu yana retinayla ilgili belirli hastalıklarda kullanılmaktadır.
Fotodinamik tedavi hangi hastalıklarda uygulanır?
Fotodinamik tedavi ilk olarak, halk arasında sarı nokta hastalığı olarak da bilinen yaşa bağlı makula dejenerasyonunun yaş tiplerinde uygulandı. Daha sonraki yıllarda göz içine ilaç enjeksiyonu yöntemleri ön plana geçti; bunun sonucunda fotodinamik tedavi, bu hasta grubunun yalnızca belirli bir alt tipinde uygulanır hale geldi.
Günümüzde makula dejenerasyonları dışında şu durumlarda kullanılmaktadır:
- Kronik santral seröz koriyoretinopati
- Gözdeki bazı damarsal genişlemeler (hemanjiom)
- Belirli göz tümörleri
Retinayı etkileyen diğer hastalıklar ve genel değerlendirme için retina birimimizi inceleyebilirsiniz. Sarı nokta hastalığında görme desteğine yönelik mercek uygulamaları hakkında bilgi için sarı nokta tedavisinde kullanılan lensler yazımıza bakabilirsiniz.
Santral seröz koriyoretinopati nedir?
Santral seröz koriyoretinopati, daha çok 30-50 yaş grubunda görülen bir retina hastalığıdır. En büyük neden olarak stres gösterilmekte; bazı ilaç kullanımları ve eşlik eden hastalıklar da bilinen diğer nedenler arasında sayılmaktadır.
Bu hastalarda retinanın makula dediğimiz merkezi bölgesinde sıvı sızıntıları oluşur. Sonuçta görmede azalma ya da eğri ve kırık görme ortaya çıkar; düz çizgiler dalgalı algılanabilir. Şikâyetler bazı hastalarda birkaç ay içinde kendiliğinden düzelebilir.
Ancak klinik bulgular düzelmezse ya da tablo daha da ilerlerse, fotodinamik tedavi uygulanabilir. Bu nedenle hastalığın seyri düzenli kontrollerle izlenir ve tedavi kararı buna göre verilir.
Fotodinamik tedavi nasıl uygulanır?
Tedavi öncesinde göz anjiyosu ve tomografileri çekilerek tedavi yapılacak lezyon ya da alan tam olarak tespit edilir. Bu görüntüleme, tedavinin hedefe yönelik uygulanabilmesi için gereklidir.
İşlem sırasında ışığa duyarlı madde damar yolundan yaklaşık 10 dakikalık bir sürede verilir. İlacın vücuda yayılması için 5 dakika kadar beklenir. Daha sonra, duruma göre bir ila bir buçuk dakika süreyle istenilen bölgeye lazer uygulanır. Lazer ışığıyla ilaç aktive olur, damarlarda pıhtılaşma başlatılır ve hedeflenen etki sağlanmış olur.
Fotodinamik tedavinin etkisi yaklaşık iki hafta sonra ortaya çıkmaya başlar. Duruma ve ihtiyaca göre tedavi, birkaç ay sonra tekrarlanabilir. Bu nedenle tedavi sonrası kontrol randevularına düzenli gidilmesi önemlidir.
Tedavi sonrası dikkat edilmesi gerekenler
Fotodinamik tedavi sonrasında en kritik konu ışıktan korunmadır. Tedavi uygulandıktan sonra iki gün kadar hastayı, güneş dahil kuvvetli ışıklardan korumak gerekir.
Bunun nedeni şudur: kullanılan ilaç vücudun her tarafına yayıldığı için, ışık gören alanlarda ilaç aktive olarak damarları tıkayabilir ve doku hasarına neden olabilir. Bu risk yalnızca gözle sınırlı değildir; ışığa maruz kalan cilt bölgeleri de etkilenebilir. Bu nedenle hasta ve yakınları özellikle bu konuda dikkatlice uyarılır.
Korunma için tedaviden sonraki iki gün boyunca doğrudan güneş ışığından kaçınılmalı, dışarı çıkmak gerektiğinde vücudun açık bölgeleri kapatılmalı ve gözler korunmalıdır. Bu süre boyunca güçlü yapay ışık kaynaklarından da uzak durulmalıdır. Hekimin verdiği korunma talimatlarına harfiyen uyulması, tedavinin güvenliği açısından belirleyicidir.
Fotodinamik tedavi nasıl etki eder?
Fotodinamik tedavinin çalışma prensibi, iki bileşenin yalnızca birlikte etkili olmasına dayanır. Damar yoluyla verilen ışığa duyarlı madde, vücuda yayılır ve hedef bölgedeki anormal damarlarda birikir. Bu madde tek başına herhangi bir etki oluşturmaz.
Ardından hedeflenen bölgeye, düşük enerjili ve uzun dalga boyundaki özel bir lazer ışığı uygulanır. Bu ışık maddeyi aktive eder ve yalnızca ışığın ulaştığı ve maddenin biriktiği noktada bir reaksiyon başlar. Bu reaksiyon damarlarda pıhtılaşmaya yol açar ve anormal damarlar kapanır.
Yöntemin en önemli üstün yanı bu seçiciliktir. Klasik lazer uygulamalarından farklı olarak yakıcı bir etki yaratmaz ve geniş bir doku alanını tahrip etmez. Böylece çevre dokulara zarar vermeden, dokunun bütünlüğü mümkün olduğunca korunarak tedavi uygulanabilir.
Fotodinamik tedavi öncesinde neler yapılır?
Tedavi öncesinde hazırlık aşaması, işlemin başarısı açısından belirleyicidir. Öncelikle göz anjiyosu ve tomografileri çekilir; bu incelemelerle tedavi yapılacak lezyon ya da alan tam olarak tespit edilir.
Bu görüntülemeler yalnızca hedefin yerini değil, sınırlarını da ortaya koyar. Lazerin hangi alana ve hangi süreyle uygulanacağı bu verilere göre planlanır. Yanlış ya da eksik planlama, tedavinin etkisiz kalmasına ya da gereğinden geniş bir alanın etkilenmesine yol açabilir.
Hazırlık aşamasında ayrıca hastanın kullandığı ilaçlar ve genel sağlık durumu değerlendirilir. Tedavi sonrası ışıktan korunma kuralları, işlem öncesinde hastaya ve yakınlarına ayrıntılı biçimde anlatılır; bu bilgilendirme tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Santral seröz koriyoretinopatide tedavi kararı nasıl verilir?
Santral seröz koriyoretinopatide her hastaya hemen tedavi uygulanmaz. Bunun nedeni, şikâyetlerin bir bölüm hastada birkaç ay içinde kendiliğinden düzelebilmesidir.
Bu nedenle ilk yaklaşım genellikle izlemdir. Bu süreçte varsa tetikleyici etkenler gözden geçirilir; stres yönetimi ve kullanılan ilaçların değerlendirilmesi tedavinin bir parçasıdır. Kortizon içeren ilaçlar bu hastalıkla ilişkilendirildiği için, kullanımı hekim tarafından yeniden değerlendirilir.
Klinik bulgular düzelmezse ya da tablo daha da ilerlerse fotodinamik tedavi gündeme gelir. Kararın zamanlaması önemlidir; çok uzun süren sıvı birikimi retinada kalıcı değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle izlem dönemi de düzenli kontrollerle yürütülmelidir.
Fotodinamik tedavi sonrası takip
Fotodinamik tedavinin etkisi hemen ortaya çıkmaz; yaklaşık iki hafta sonra görülmeye başlar. Bu nedenle işlemden hemen sonra belirgin bir düzelme beklenmemeli, bu durum tedavinin işe yaramadığı biçiminde yorumlanmamalıdır.
Takip döneminde tedavi edilen bölgenin yanıtı görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilir. Sıvının çekilip çekilmediği, anormal damarların kapanıp kapanmadığı ve görmedeki değişim izlenir. Duruma ve ihtiyaca göre tedavi birkaç ay sonra tekrarlanabilir.
Bu nedenle kontrol randevularına düzenli gitmek, tedavinin başarısı açısından işlemin kendisi kadar önemlidir. Retinayla ilgili hastalıkların takibi hakkında genel bilgi için retina birimimizi inceleyebilirsiniz.
Fotodinamik tedavi kimlere uygulanmaz?
Fotodinamik tedavi, her retina hastalığında ve her hastada uygulanabilen bir yöntem değildir. Uygunluk, hastalığın tipine ve kişinin genel durumuna göre belirlenir.
Öncelikle tedavinin hedefleyeceği bir lezyonun bulunması ve bunun görüntüleme yöntemleriyle net biçimde tanımlanabilmesi gerekir. Hedefin belirlenemediği durumlarda yöntem uygulanmaz.
Kullanılan ışığa duyarlı maddeye karşı duyarlılığı olan kişilerde ve ışığa aşırı hassasiyetle giden bazı durumlarda bu tedavi uygun olmayabilir. Gebelik ve emzirme dönemi ile karaciğer işlevlerini etkileyen durumlar da değerlendirme sırasında dikkate alınır.
Bu nedenle tedavi kararı, yalnızca göz bulgularına değil, kişinin genel sağlık durumuna ve kullandığı ilaçlara da bakılarak verilir. Uygunluk değerlendirmesi ayrıntılı bir muayene ve görüntüleme sürecini gerektirir.
Fotodinamik tedavi ile diğer yöntemlerin farkı
Retina hastalıklarının tedavisinde birden fazla yöntem bulunur ve bunlar birbirinin alternatifi değil, farklı durumlar için geliştirilmiş seçeneklerdir.
Göz içine ilaç enjeksiyonu, günümüzde yaşa bağlı makula dejenerasyonunun yaş tiplerinde ön plana geçmiş bir yöntemdir; anormal damar oluşumunu baskılamayı hedefler. Klasik lazer uygulamaları ise ısı etkisiyle çalışır ve uygulandığı alanda doku hasarı oluşturur.
Fotodinamik tedavinin farkı, seçici olmasıdır: ışığa duyarlı madde ile lazerin buluştuğu noktada etki oluşur, yakıcı bir etki yaratılmaz ve geniş doku alanı korunur. Bu özelliği nedeniyle, belirli hastalıklarda ve belirli alt tiplerde tercih edilir.
Hangi yöntemin uygun olduğu; hastalığın tipi, lezyonun yeri ve büyüklüğü ile kişinin genel durumu değerlendirilerek belirlenir. Bazı durumlarda yöntemler birlikte de kullanılabilir.
Sık Sorulan Sorular
İşlem sırasında ilaç damar yolundan verilir ve ardından hedef bölgeye kısa süreli lazer uygulanır. Uygulama genellikle ağrılı değildir. Ancak her kişinin duyarlılığı farklı olabileceğinden, işlem öncesinde hekim tarafından ayrıntılı bilgilendirme yapılır ve süreç boyunca hasta izlenir.
Kullanılan ışığa duyarlı madde vücudun tamamına yayılır. Işık gören alanlarda bu madde aktive olarak damarları tıkayabilir ve doku hasarına yol açabilir. Bu nedenle tedaviden sonra iki gün boyunca güneş dahil kuvvetli ışıklardan korunmak gerekir. Bu kural cilt için de geçerlidir ve titizlikle uygulanmalıdır.
Fotodinamik tedavinin etkisi yaklaşık iki hafta sonra ortaya çıkmaya başlar. Bu nedenle işlem sonrası hemen belirgin bir değişiklik beklenmemelidir. Duruma ve ihtiyaca göre tedavi birkaç ay sonra tekrarlanabilir; bu karar kontrollerdeki bulgulara göre verilir.
Tekrar sayısı hastalığın tipine, tedaviye verilen yanıta ve kontrollerdeki bulgulara göre değişir. Bazı hastalarda tek uygulama yeterli olurken, bazılarında birkaç ay arayla tekrar gerekebilir. Bu nedenle tedavi sonrası düzenli kontroller, doğru zamanlamanın belirlenmesi açısından önemlidir.
Hayır. Yaşa bağlı makula dejenerasyonunun yaş tiplerinde günümüzde göz içine ilaç enjeksiyonu yöntemleri ön plana geçmiştir. Fotodinamik tedavi ise bu hasta grubunun belirli bir alt tipinde ve makula dejenerasyonu dışındaki bazı hastalıklarda uygulanmaktadır. Hangi tedavinin uygun olduğu ayrıntılı değerlendirmeyle belirlenir.