Üveit, gözün orta tabakasını oluşturan üvea dokusunun iltihaplanmasıdır. Göz kızarıklığı, ağrı, ışığa hassasiyet ve bulanık görmeyle kendini gösterir. Her yaşta görülebilir, ancak en sık çalışma çağındaki erişkinleri etkilemesiyle dikkat çeker.
Üveit, diğer göz hastalıklarıyla karşılaştırıldığında daha az görülmesine rağmen, görme kaybına yol açabilmesi ve yaşam kalitesini etkileyebilmesi nedeniyle klinik açıdan ayrı bir önem taşımaktadır. Bilimsel derlemelere göre dünya genelinde körlüğün üçüncü en sık nedeni olarak kabul edilir ve Amerika ile Avrupa da yasal körlük vakalarının yaklaşık yüzde 10 ila 20 sinden sorumlu tutulur. Bu oranın yüksekliğinin temel nedeni, tedavi geciktiğinde oluşan hasarın kalıcı olmasıdır.
Üveit nedir?
Üveit, gözün beyaz tabakası (sklera) ile retina arasında yer alan damardan zengin üvea tabakasının iltihaplanmasıdır. Üvea; iris, silier cisim ve koroid olmak üzere üç bölümden oluşur. Bu tabaka gözün beslenmesinden sorumlu olduğu için buradaki iltihap, komşu dokuları da hızla etkileyebilir.
İltihap yalnızca üveada kalmaz; retina, göz merceği ve göz içi basınç dengesi de etkilenebilir. Üveite bağlı görme kaybının en sık nedeni makulada sıvı birikmesidir; bunu katarakt gelişimi ve göz tansiyonu izler. Bu nedenle üveit tedavisinde yalnızca iltihabın bastırılması değil, oluşabilecek komplikasyonların da izlenmesi gerekir.
Üveit neden olur?
Üveitin nedeni olguların önemli bir bölümünde bağışıklık sisteminin kendi dokusuna karşı yanıt oluşturmasıdır. Geri kalan olgularda ise altta yatan bir enfeksiyon veya travma bulunur. Önemli bir bölümünde ayrıntılı incelemeye rağmen kesin bir neden saptanamaz; bu durum hastalığın tedavi edilemeyeceği anlamına gelmez.
Başlıca nedenler şu başlıklarda toplanır:
- Romatizmal ve bağışıklık sistemi hastalıkları: Behçet hastalığı, ankilozan spondilit, sarkoidoz, çocukluk çağı eklem romatizması ve bazı bağırsak hastalıkları.
- Enfeksiyonlar: toksoplazma, herpes grubuna ait virüsler, tüberküloz, sifiliz ve bazı diğer mikroorganizmalar.
- Travma ve göz ameliyatları: göze alınan darbe veya geçirilmiş cerrahi sonrası gelişen iltihap.
- Nedeni bilinmeyen olgular: ayrıntılı tetkike rağmen bir neden bulunamayan durumlar.
Türkiye açısından özellikle Behçet hastalığı önem taşır. Behçet, ülkemizin de içinde bulunduğu tarihi İpek Yolu kuşağında dünyanın diğer bölgelerine göre belirgin biçimde daha sık görülür ve göz tutulumu hastalığın en ciddi belirtilerinden biridir. Ağız ve cinsel bölge yaraları ile birlikte göz şikâyeti olan hastalarda bu olasılık araştırılır.
Üveit belirtileri nelerdir?
Üveitin belirtileri iltihabın gözün hangi bölgesinde olduğuna göre değişir. Ön bölüm tutulduğunda şikâyetler gürültülüdür ve hızla fark edilir; arka bölüm tutulduğunda ise ağrı olmayabilir ve hastalık sinsi seyreder.
- Gözde kızarıklık, özellikle renkli bölümün çevresinde yoğunlaşan kızarıklık,
- Derinden gelen, zonklayıcı göz ağrısı,
- Işığa bakamama ve gözü kısık tutma,
- Bulanık görme, sisli görme,
- Görüş alanında yüzen lekeler ve uçuşan cisimlerde artış,
- Gözbebeğinin küçülmesi ya da düzensiz bir biçim alması.
Bu belirtilerin tek gözde ve hızla ortaya çıkması üveit açısından uyarıcıdır. Gözde kızarıklık ve ışığa hassasiyet, göz nezlesi gibi daha sık görülen durumlarda da bulunur; ancak üveitte ağrı ve görme bulanıklığı daha baskındır ve çapaklanma tipik değildir. Ayırımı muayene yapar. Ani başlayan ağrılı kızarıklık acil göz değerlendirmesi gerektirir.
Üveit çeşitleri nelerdir?
Üveit, iltihabın göz içindeki yerine göre dört ana gruba ayrılır. Bu sınıflama yalnızca tanımsal değildir; tedavinin yoğunluğunu ve takip sıklığını da belirler.
| Tip | Tutulan bölge | Öne çıkan şikâyet |
|---|---|---|
| Ön üveit | İris ve silier cisim | Ağrı, kızarıklık, ışığa hassasiyet |
| Orta üveit | Gözün orta boşluğu (vitreus) | Uçuşan cisimler, bulanık görme |
| Arka üveit | Retina ve koroid | Görme azalması, ağrı genellikle yok |
| Panüveit | Gözün tüm katmanları | Hem ağrı hem belirgin görme kaybı |
Ön üveit en sık görülen tiptir ve genellikle tedaviye iyi yanıt verir. Arka üveit ve panüveit daha seyrek görülür; buna karşılık retina tutulumu nedeniyle görmeyi tehdit etme potansiyeli daha yüksektir.
Üveit nasıl teşhis edilir?
Üveit tanısı, biyomikroskop ile yapılan ayrıntılı göz muayenesinde iltihap hücrelerinin görülmesiyle konur. Gözbebeği genişletilerek arka bölüm de değerlendirilir. Göz içi basınç ölçümü muayenenin ayrılmaz parçasıdır; çünkü üveit hem basıncı düşürebilir hem yükseltebilir.
Tanının ikinci ayağı, altta yatan nedenin araştırılmasıdır. Bu aşamada kan tetkikleri, akciğer görüntülemesi ve gerektiğinde romatoloji, enfeksiyon hastalıkları ya da göğüs hastalıkları bölümleriyle ortak değerlendirme yapılır. Retinadaki değişiklikleri ayrıntılı görmek için tomografi ve anjiyografi incelemeleri kullanılır.
Bu nedenle üveit, çoğu zaman yalnızca bir göz hastalığı olarak değil, vücut genelini ilgilendiren bir tablonun gözdeki yansıması olarak ele alınır.
Üveit nasıl tedavi edilir?
Üveit tedavisinin amacı iltihabı hızla bastırmak, ağrıyı gidermek ve kalıcı doku hasarını önlemektir. Tedavi planı iltihabın yerine, şiddetine ve altta yatan nedene göre hazırlanır; bu nedenle iki hastanın tedavisi birbirinin aynısı olmaz.
- Göz damlaları: ön üveitte ilk basamaktır. İltihabı baskılayan damlaların yanı sıra gözbebeğini genişleten damlalar ağrıyı azaltır ve yapışma oluşmasını önler.
- Göz çevresine ya da göz içine uygulanan tedaviler: damlanın yetersiz kaldığı ya da arka bölümün tutulduğu olgularda tercih edilir.
- Ağızdan veya damardan verilen tedaviler: her iki gözün tutulduğu, ağır seyreden ya da sistemik hastalığa bağlı olgularda kullanılır.
- Bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçlar: tekrarlayan ve kronikleşen olgularda, ilgili bölümlerle birlikte planlanır.
- Enfeksiyona yönelik tedavi: neden bir mikroorganizma ise önce ona yönelik tedavi uygulanır.
Cerrahi, üveitin kendisini tedavi etmek için değil, oluşan sonuçları gidermek için gündeme gelir. İltihaba bağlı gelişen katarakt, göz tansiyonu ya da göz içi bulanıklık gibi durumlarda, iltihap kontrol altına alındıktan sonra uygun zamanlamayla planlanır.
Tedavinin en çok zorlandığı nokta, şikâyetler geçince ilacın kendi kararıyla bırakılmasıdır. Üveitte damlaların azaltılması kademeli yapılır; erken kesilmesi iltihabın daha şiddetli biçimde geri dönmesine yol açabilir.
Üveit tekrarlar mı?
Üveit tekrarlayabilen bir hastalıktır. Bir kısmı tek bir atağa sınırlı kalırken, özellikle romatizmal bir hastalığa eşlik eden olgularda ataklar yıllar içinde yinelenebilir. Bu nedenle şikâyet olmasa bile düzenli kontrol önerilir.
Bilimsel derlemelerde üveitli hastaların yüzde 35 e varan bölümünde görme azlığı ya da körlük geliştiği bildirilmiştir. Bu hasarın büyük bölümü tek bir ataktan değil, yıllar içinde tekrarlayan atakların biriken etkisinden kaynaklanır. Amerikan Oftalmoloji Akademisi de üveitte asıl hedefin bu birikimli hasarın önüne geçmek olduğunu vurgular.
Atak belirtilerini tanımak hastanın elindeki en güçlü araçtır. Gözde yeniden başlayan kızarıklık, ışığa hassasiyet veya görmede bulanıklaşma fark edildiğinde kontrol randevusu beklenmeden başvurulmalıdır.
Üveitte görme kaybı önlenebilir mi?
Üveitte görme kaybının önemli bir bölümü, erken tanı ve düzenli takiple önlenebilir. Hasarın kalıcı hâle gelmesi çoğunlukla tedavinin gecikmesinden ya da yarıda bırakılmasından kaynaklanır.
- Belirtiler başladığında beklemeden göz hekimine başvurmak,
- Damlaları hekimin belirlediği sıklıkta ve sürede kullanmak,
- Şikâyet geçse bile kontrol randevularını aksatmamak,
- Romatizmal bir hastalık varsa ilgili bölümle göz hekiminin birlikte çalışmasını sağlamak,
- Göz içi basınç ve retina kontrollerini düzenli yaptırmak.
Çocuklarda üveit neden özellikle önemlidir?
Çocuklarda üveit, erişkinlerden farklı olarak çoğu zaman hiçbir şikâyet vermeden ilerler. Çocuk gözünün ağrıdığını söylemez, gözde kızarıklık görülmeyebilir ve hastalık ancak görme kaybı belirginleştiğinde fark edilir. Bu sessiz seyir, çocukluk çağı üveitini erişkin üveitinden daha riskli kılar.
Çocukluk çağı eklem romatizması tanısı olan çocuklarda üveit taraması bu nedenle rutin uygulamadır. Aynı şekilde, tek gözünde görme azlığı saptanan çocuklarda göz tembelliği araştırılırken üveit de düşünülmesi gereken tablolar arasındadır.
Çocuğun gözünü sık ovuşturması, ışıkta gözünü kapatması, televizyona yaklaşması ya da tek gözünü kısması gibi değişiklikler hafife alınmamalıdır. Çocukta göz muayenesi takvimine uyulması, bu tür sessiz tabloların zamanında yakalanmasını sağlar.
Üveit ile diğer kırmızı göz nedenleri nasıl ayırt edilir?
Gözde kızarıklık pek çok nedenle oluşabilir; üveit bunların en seyrek görülenlerinden biridir ama en çok dikkat gerektirenidir. Ayırım muayeneyle yapılır, ancak bazı bulgular yönlendiricidir.
| Bulgu | Göz nezlesi | Göz alerjisi | Üveit |
|---|---|---|---|
| Ağrı | Hafif batma | Yok, kaşıntı baskın | Derin, zonklayıcı |
| Çapaklanma | Belirgin | Sulu akıntı | Tipik değil |
| Işığa hassasiyet | Hafif | Hafif | Belirgin |
| Görme | Genellikle korunur | Korunur | Bulanıklaşır |
| Kızarıklığın yeri | Yaygın | Yaygın | Renkli bölümün çevresinde yoğun |
Kızarıklığa görme azalması ya da belirgin ışık rahatsızlığı eşlik ediyorsa, durum basit bir göz nezlesi ya da göz alerjisi olarak değerlendirilmemeli, muayene edilmelidir.
Üveitte hangi durumlar acil kabul edilir?
Üveitin bazı tabloları saatler içinde müdahale gerektirir. Ayırıcı ölçüt, şikâyetin şiddetinden çok ne kadar hızlı geliştiğidir. Yavaş seyreden bulanıklık planlı muayeneyle değerlendirilebilirken, ani başlayan tablolar beklemeye gelmez.
- Görmenin saatler ya da bir iki gün içinde belirgin biçimde azalması,
- Şiddetli göz ağrısının bulantı veya baş ağrısıyla birlikte olması,
- Uçuşan cisimlerde ani ve yoğun artış, ışık çakmaları görülmesi,
- Gözün tamamen kanlı görünüm alarak ışığa bakılamayacak hâle gelmesi,
- Bilinen üveit tanısı olan hastada aynı şikâyetlerin yeniden başlaması.
Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullanan hastalarda yeni başlayan göz kızarıklığı ayrıca dikkat gerektirir; bu kişilerde enfeksiyon tabloları daha sessiz seyredebilir ve hızlı ilerleyebilir. İlaç kullanımı başvuru sırasında hekime mutlaka bildirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Üveitin kendisi bulaşıcı değildir. Hastalık çoğunlukla bağışıklık sisteminin kendi dokusuna karşı oluşturduğu yanıttan kaynaklanır ve kişiden kişiye geçmez. Yalnızca altta bir enfeksiyon varsa, o enfeksiyon kendi yoluyla bulaşabilir; ancak bu durumda bile bulaşan üveit değil, enfeksiyonun kendisidir.
Ön üveit atakları uygun tedaviyle genellikle birkaç hafta içinde geriler. Arka bölümü tutan ve sistemik bir hastalığa eşlik eden olgularda tedavi aylar sürebilir. Şikâyetlerin geçmesi iltihabın tamamen bittiği anlamına gelmez; ilacın hekimin belirlediği biçimde kademeli azaltılması gerekir.
Behçet hastalığında göz tutulumu sık görülen ve hastalığın en ciddi belirtilerinden biri kabul edilen bir durumdur. Genellikle her iki gözü etkiler ve tekrarlayan ataklarla seyreder. Behçet tanısı olan kişilerde göz şikâyeti olmasa bile düzenli göz muayenesi önerilir.
Tedavi edilmeyen üveit kalıcı görme kaybına yol açabilir. İltihap; makulada sıvı birikmesine, katarakt gelişimine, göz tansiyonu yükselmesine ve retinada hasara neden olabilir. Bu sonuçların büyük bölümü, tekrarlayan atakların yıllar içinde biriken etkisiyle ortaya çıkar.
Aktif üveit döneminde kontakt lens kullanımı genellikle önerilmez; gözün zaten iltihaplı olması ve kullanılan damlalar nedeniyle uygun değildir. İltihap tamamen geçtikten sonra lens kullanımına dönülüp dönülemeyeceğine muayene bulgularına göre hekiminiz karar verir.
Üveit şüphesinde ilk başvurulacak bölüm göz hastalıklarıdır. Tanı konduktan sonra altta yatan neden araştırılırken romatoloji, enfeksiyon hastalıkları veya göğüs hastalıkları bölümleriyle ortak değerlendirme yapılabilir. Tedavi sürecinde bu bölümlerin birlikte çalışması önem taşır.